Kim Olduğunu Bilmek: Yaşamın İçinde Kendi Yerini Kurmak

Kategori: Duygu & Deneyim

Kim olduğunu bilmek bazen kişinin kendisini birkaç özellik, meslek ya da rol üzerinden tanımlaması gibi düşünülür.

Oysa kimlik, yaşamın içinde çok daha geniş bir yerde görünür.

Neye yöneldiğinizde, neyi üretirken, hangi sınırı korurken, hangi deneyimin içinde kendiniz gibi hareket ederken ortaya çıkar. Zamanla insan yalnızca kim olduğunu düşünmez; kim olduğundan davranmaya başlar.

Bu değişim gerçekleştiğinde yaşamın birçok alanı da farklı bir anlam kazanır.

Aidiyet İçeride Yerleştiğinde

İnsan uzun süre aidiyetini çevresindeki ilişkiler üzerinden arayabilir.

Kim beni anlıyor?

Kim beni seçiyor?

Hangi grubun içinde yerim var?

Nerede kabul görüyorum?

Kimliğin içeride netleşmesiyle birlikte aidiyetin merkezi de değişir. Kişi kendi varlığının içinde yerleşmeye başlar.

Böylece diğer insanlarla kurulan ilişkiler aidiyetin kaynağı olmaktan çıkar; kişinin kendi merkezinden kurduğu temaslara dönüşür.

Yeni insanlar hayatınıza girebilir. Eski ilişkiler farklılaşabilir. Çevreniz genişleyebilir ya da bazı alanlar küçülebilir.

Fakat merkez aynı kalır:

Ben kim olduğumu biliyorum ve yaşamla buradan ilişki kuruyorum.

Sınırlar Kimliğin Yaşamdaki Biçimidir

Kimlik netleştikçe sınırlar da daha görünür hale gelir.

Neye zaman ayırdığınız, neyi kabul ettiğiniz, neyi paylaşmadığınız, hangi ilişkinin içinde kaldığınız, hangi işi yaptığınız ve hangi davranışı sürdürdüğünüz sınırlarınızın yaşam içindeki biçimidir.

Sınır yalnızca bir insana “hayır” demekle ilgili değildir.

Kendi zamanınızı nasıl kullandığınız da sınırdır.

Ürettiğiniz bilginin değerini korumanız da sınırdır.

Neyi ücretsiz paylaştığınız, neyi ürüne dönüştürdüğünüz, neye cevap verdiğiniz ve neyi yaşamınızın dışında bıraktığınız da sınırdır.

Kimliğinizi bildiğinizde sınır, kendinizi korumak için kurduğunuz duvar olmaktan çıkar; kendi işleyişinizi taşıyan bir yaşam düzenine dönüşür.

Kendi İşleyişini Bilmek

Her insan yaşamın içinde aynı biçimde hareket etmez.

Kimi deneyerek öğrenir. Kimi araştırarak ilerler. Kimi önce bedenindeki hareketi duyar. Kimi düşüncelerini düzenledikten sonra davranış üretir.

Kendi işleyişinizi tanımak, yaşamınızı başka insanların ritmine göre düzenlemek yerine kendi hareketinizi fark etmenizi sağlar.

Hangi koşullarda üretken olduğunuz, nasıl karar verdiğiniz, ne zaman dinlenmeniz gerektiği, hangi ilişkilerde genişlediğiniz ve hangi durumlarda kendi merkezinizden uzaklaştığınız daha görünür hale gelir.

Burada amaç kendinizi sabit bir tanıma yerleştirmek değildir.

Amaç, kendi çalışma biçiminizi tanımaktır.

Yaşamda Var Olma Dürtüsünü Hissetmek

Kimlik içeride yerleştiğinde “Ne yapmalıyım?” sorusunun yanında başka bir alan açılır:

Benden doğal olarak ne çıkıyor?

Neyi araştırmak istiyorum?

Neyi üretmek istiyorum?

Hangi konuda konuşmadan duramıyorum?

Hangi hareket beni yaşamın içine daha fazla katıyor?

Bunlar yaşamda var olma dürtüsünün izleridir.

Bu dürtü bazen bir kitap yazdırır. Bazen yeni bir araştırma başlatır. Bazen bir ilişkide farklı davranmaya yöneltir. Bazen bir işi bırakıp başka bir üretime alan açtırır.

Yaşam yönü yalnızca büyük kararların içinde görünmez.

Günlük davranışların içinden sürekli kendini gösterir.

Duygudan Deneyime, Deneyimden Davranışa

Duygusal alan da kimlikle birlikte başka bir yer kazanır.

Bir olay yaşanır.

Beden hisseder.

Zihin yaşananı değerlendirir.

Duygusal alan deneyimle temas kurar.

Ve bütün bu hareket davranışta görünür hale gelir.

His + Düşünce + Duygu = Davranış

Duygu burada yalnızca yaşanan bir iç durum değildir. Kişinin deneyimle nasıl temas kurduğunu ve o deneyimin içinde hangi kimliğin ortaya çıktığını gösterir.

Bu nedenle duyguyu yaşamak, ardından deneyimin içindeki hareketi fark etmek ve davranışı buradan üretmek kişinin yaşamla kurduğu bağlantıyı değiştirir.

Yaşama yalnızca tepki veren biri olmaktan çıkar; kendi deneyiminden davranış üreten biri haline gelir.

Kimlikten Davranışa

Belki asıl dönüşüm burada başlıyor.

İnsan uzun süre davranışlarından kimlik üretmeye çalışabilir:

Başarılı olursam değerliyim.

Görünür olursam önemliyim.

Satış yaparsam yeterliyim.

İnsanlar beni seçerse doğru yerdeyim.

Kimlik içeride yerleştiğinde hareket tersine döner.

Kim olduğumu biliyorum ve davranışlarım buradan çıkıyor.

Araştırıyorum çünkü araştırmacıyım.

Yazıyorum çünkü yazarım.

Üretiyorum çünkü üretmek benim yaşamla kurduğum bağlantının bir parçası.

Görünürlük, satış, okur, takdir ve dışarıdan gelen diğer karşılıklar önemini korur. Fakat artık davranışı belirleyen merkez onlar değildir.

Onlar sürdürülebilir davranışların karşılıklarıdır.

Yaşamın İçinde Kendi Yerini Kurmak

Kim olduğunu bilmek, yaşamın bütün cevaplarını bilmek anlamına gelmez.

Kendi içinde nerede durduğunu bilmektir.

Aidiyetini içeride kurmak.

Sınırlarını tanımak.

İşleyişini bilmek.

Yaşamda var olma dürtülerini duymak.

Duygularından deneyim, deneyimlerinden davranış üretmek.

Ve sonunda davranışlarınla yaşamın içine kendi yerinden eklenmek.

Belki kimlik dediğimiz şey tam olarak burada görünür:

Kendimi oluşturmaya çalışmayı bırakıp kendimden üretmeye başladığım yerde.