• 0534 249 53 50

Tasarım Haritanı Edin
Zihin ve Karar Verme

Zihin, bir gerçekleştirici değil bir yorumlayıcıdır, Bir şeyin iki yüzünü göstererek farkındalık kazandıran olmazsa olmazımızdır. Enerjiye teması olmayan sadece verilerle yani bilgiyle işleyen analitik bir niteliktir. İnsana zihinsel farkındalık kazandırarak bugün dünyayı algılayış şeklimize yorumlarıyla yön verir. Zihnin işleyişinde algılarımız iki ana süreçten kaynaklanır; görsel ve işitsel. Görsel, neler olduğu ve neler olabileceği ile ilgilidir. İşitsel, farkındalık ve şu anda anlaşılması gereken durum ile ilişkilidir.
Zihin mekanizmamız: görsel ve işitsel algıyla ortaya çıkan verilere dayanarak elde edilen herhangi bir kararın hayatın geri kalanında tekrar tekrar yaşanacağı sürekli bir frekans çalışır;
Zihinsel olarak verilen bir karar uzun bir ömre sahip olur ve ölene dek üzerinde düşünülebilir.
Bu tekrarların yanıltıcı ağında sıkışıp kalmak mümkündür. Zihin ile bir karar verirsek ve işe yaramazsa akıl otomatik olarak başka bir seçenek denemeyi önerir. Buda işe yaramazsa başka bir seçenek denemeyi söyleyecektir. Bu seçeneklerin hiçbiri karar vermek için doğru değildir ve hiçbir zaman bir karar ile çalışmaz. Sadece bizleri basitçe faydasız öneriler ve çıkmazlar ağına hapseder. Zihnin yaşamımızda hiçbir yetkisi olmadığını kabul etmek, kafa karışıklığımızdan, hayal kırıklığından ve yanlış zihinsel kararlar vermekten kurtarmanın tek yoludur. Zihinle karar verdiğimizde o kararların bedenimizde var ettiği hisleri, hayatımız boyunca tekrar ve tekrar yaşadığımızı bilmekte de yarar vardır.
Evrenden torpilim var kitabını okuduysan; Aykut Oğut’un çocukken aldığı kararların nasıl da tüm yaşamını yönettiğini anlattır. Henüz 6 yaşında Annesinin elini tutmayı bıraktığında, arkadaşının oğlu annesinin elini tuttuğu zaman ve Annesini üzdüğünde Annenin verdiği ödülü kuzeni aldığında zihni kararlar vermiş: “sevdiğin kadının elini bırakınca başka erkeklerin elini tutar ve sevdiğin kadını üzünce terk edip başka erkeklerle gider”. Bu kararını hatırlayıp değiştirinceye kadarda tüm kadınlar tarafından aldatılıp terk edilmiş. Çünkü hayatına ne zaman bir kadın girse çocukluğunda aldığı kararlarla bedenin sahip olduğu hisler yeniden var olmaya devam etmiş. Bu örnekte olduğu gibi çocukluğumuz itibarıyla bu ve benzeri aldığımız kararlarla bilgi kütüphanemizin raflarını bilgiyle bedenimizin hücrelerini o kararın hisleriyle doldururuz. O kararlar o kadar fazladır ki, hislerimizi dönüştürmek çok kolay olmayabiliyor. Ancak işleyişler kavrandığında ise; gün içinde geçmiş tüm kararlarını görüp diğer olasılıkları algılamaya başlayabiliyor insan. Tıpkı Aykut Oğut’un bu çocukça kararlarını gördükten sonra evlendiği ve terk edilmediği kadına ulaşması gibi.
Zihin bilgiyi, bu ya da o şeklinde ikili olarak ölçer ya da işler – aynı anda herhangi bir kavramın iki ya da daha fazla tarafını tartmak için değerli bir niteliktir. Zihin, bir kararın olumlu veya olumsuz yönlerine bakabilir ve birbirileriyle zıt iki argüman oluşturabilir. Yani bir şeyin doğruluğu ve gerçekliği konusunda inandırıcılık kazandırabilir insana. Bir argüman seçeneklerimiz kötü derken, diğer argüman ise seçeneklerimizin iyi olduğunu gösterir. Aklın tüm yapabildiği budur. Bir onu bir bunu ileri sürmek. Hangisinin en doğru olduğunu ne değerlendirebilir nede bilebilir. Sadece, herhangi bir sorunun dikkate alınması gereken kaç tarafı olduğunu belirler. Geçmiş kararlarını değerlendirmeye ihtiyaç duymaz, toplumun normalleştirdiklerini değerlendirmeye ihtiyaç duymaz. Ezberden homojenleşmiş alışkanlıklarla daha fazla ve daha başka verileri değerlendirmeye girişir. Buna da günümüzde merak deniyor. Oysa merak, kendine yöneldiğinde değerli, dışarıya yöneldiğinde ise tehlikelidir. Çünkü; alınan tüm kararları neden aldığını merak etmeye başlayınca; farkındalık, dış dünyada neler olduğunu merak edince, karmaşa gelişir.
Biriyle bir yanlış anlaşılma yaşadığını ve düzeltmek istediğini hayal et. Konuyla ilgili kişiyle konuşmak ve içini dökmek istiyorsun ancak sen ne diyorsan karşındaki zıt şeyler söylüyor. Bunun üzerine sen, gerilmeye başlayarak ya kendini yargılamaya başlarsın ya da karşındaki seni anlamıyor diye karşındakini yargılamaya başlarsın. Oysa karşındaki de kendi zihin kütüphanesinin filitresinden olanın diğer yönüne bakmaktadır. Çünkü sen bilinen yönünü açmışsındır. Onun zihnide diğer yöne bakmak ister. Aklının analitik yeteneklerini, tartışmanın
her iki tarafı için çözüm bulmak üzere kullanabilirsin. Ancak ilgili kişiyi aramayıp ne zaman konuşacağını ve ne konuşacağın konusunda kendi sisteminin; hislerin/duyguların/reflekslerinin rehberlik etmesine izin verebilirsin. Aksi taktirde bu konuşmayı sürekli aklında tekrar edersin. Doğru şeyi yaptım mı? Böyle yapsaydım ya da şöyle söyleseydim ne olurdu? Keder ve pişmanlık çözüm yerine kötü zamanlanmış tepkilerin sonucuna dönüşür ve sayısız kararlar aldırarak geleceğini rehin tutmaya başlar. Çünkü düalist zihin herhangi bir sorunun diğer tarafına aldırmazlık edemez. Kendi gerçeğimizi, akılcı rasyonalizasyon (kişinin gerçek sebeplerini bilmediği kimi davranış, düşünce ve duygularını mantık açısından tutarlı ya da ahlak yönünden benimsenebilir ve anlayabileceği bir nedene bağlaması.) ve karşılaştırma yaptığımız yerde fark edemeyiz. Gerçeğimiz kişisel sistemimizden gelmelidir. Bir olguyu Tek bir karara iliştirince mahkumiyet, diğer yüzünü görünce farkındalık kazanılır.
Çünkü Zihinsel farkındalık korkuyla – endişeyle – kaygıyla başa çıkmanın sonucudur. “Yumurta kapıya dayanınca aklı çalışır” – çaresizlik insana her şeyi yaptırır” deyimleri bundan kaynaklanır. İyice sıkışınca zihnin homojenleşmiş kararlarının ötesine bakmaya başlar ve farkındalık ortaya çıkarak çözüme işaret eder.
Bir şeyi bilememe korkusu veya yanlış anlaşılma korkusu ile beslenen zihinsel kaygı bizi fikirlerimizi daha iyi anlamaya ve onlarla net bir şekilde iletişim kurmaya yönlendirdiği sürece her iki korkuda sağlıklıdır. Ancak; iletişim başarısız olduğunda kaygı yüzeye çıkar. Kaygıyla başa çıkma yöntemimiz ya farkındalığımıza ya da kaygının daha da artmasına yol açacaktır. Hedef dış dünya olduğu zaman daha da büyütülür, abartılır ve çarpıtılır.
Farkındalığın ya da zihinsel zekanın değeri; kontrol altında olmaktan değil, eşsiz bakış açımızla, doğru zamanda ve doğru yerde başkalarıyla paylaşımda bulunma ve onları güçlendirme becerimizden kaynaklanmaktadır. Birbirimizle yüzleşmek, insan olma deneyimini ifade etmek, gelecek nesiller için tarihi zenginleştirmek, öğretmek- saklamak ve yaşamın imkanlarını düşünmek ve keşfetmek için buradayız.
Her şeyi yorumlamayı seven zihin hep kendi yorumunun daha önemli olduğunu göstermeye çalışarak diğer yorumlara karşıt yorumlar yapmayı da sever. Kendi yorumları önemsizleşince de Ego zedelenir yani benlik sarsılır. Benlik sarsıldığında ise; ezberden yapılan tüm yorumlar değişip yepyeni bakış açıları kazanır. Bu dış dünyadan gelen bilgilere karşılık da olabilir. İç dünyadan gelen düşüncelerle-anılarla oluşan bilgiler de olabilir. Çünkü zihin her şeyin iki yüzünü analiz etme becerisine sahiptir. Aslında tek rolü de budur. Bilginin bir yüzü varsa diğer yüzünü de hatırlatması bundan kaynaklanır.
Bir kişi durumun bir yönünden söz ediyorsa zihin hemen diğer yönünü göstermeye çalışır. Günümüzde ilişkilerin bu kadar zıtlık geliştirmesi bu duruma güzel bir örnek olur.
Günümüzde, Hep” ben söyledim/ ben yaptım” yorumladım demeye çalışmak gibi bir baskın yapı da çalışıyor. Sanki o yorumlayınca olan değişiyor gibi. Önemli olan bu yorum katkı oluyor mu? yani işe yarıyor mu? yoksa yaramıyor mu? diye bakmak gerekir. Benim ki işe yaradı diye baktığımızda zihin beslenip o yönde yani kişiyi daha da önemli gösterme yolunda daha fazla ve gereksiz yorum yapmaya yöneliyor. Yorumu tutmadığında da ise; delirmeye – suçlamaya – şikâyet etmeye veya savunmaya geçiyor. Çünkü olanı kişiselleştirip üstüne alarak zihne karar verme yetkisini teslim ediyor ve zihinde sürekli yeni kararlar geliştiriyor. Oysa olanı yorumlamaktan başka bir şey yok ortada. Her kişi kendi algıladıkları kadar ve kütüphanesindeki raf oranlarına göre yorumlayabilir.Aldığı kararları da zihinle değil bedensel hisleriyle vermesi gerekir.
Bu makaleyi ele alıp kendi yorumlarını izlemen senin için çok önemli ve sana yaşattığı bir farkındalık varsa ve benimle paylaşmak istersen yazabilirsin. Çok sevinirim.
Nalan Kahraman

Son Eklenen Yazılar


Ben Dedim


Hissetmek


Zihin ve Karar Verme