• 0534 249 53 50

Tasarım Haritanı Edin
Hissetmek

Hissetmek, Algılamak, duymak, duyumsamak, sezmek, sezinlemek, beden aktivasyonudur. Bedenden duyular aracılığıyla da ifade ve eyleme ulaşır. Tadını, kokusunu tanımak- gözünün önüne alakasız resimlerin gelmesi-seslerin titreşimi – ağzının tadının değişmesi – kulaklarının tıkanması – bedenin içinde ki sıvı akışı- görünenin insanda var ettiği etki gibi durumlar bedende oluşur. Ve bu oluşanlara his denir. Hislerin toplamına da “Duygu” denir. Her durum aslında bu hislerle şekillenirken, kendi bedenine kör zihniyetlerine de zihnin kurguları öncülük eder. Oysa hisleri takip ettiğimiz zaman, kurguların mantığıyla orantısız bir seyir halinde olduğumuzu görebiliriz.

Zihnin kurgularının mantığına göre davranıldığında, söylenenlerle yapılanlar arasında hatta tepkiler/mimikler kişinin kendisi hariç herkesin gördüğü bir zıtlığın baskın haliyle yansır. Gören gözlere, duyan kulaklara..

Hissetmek nasıl bir durum adına birkaç örnek vermek gerekirse:
Gözlerin kapalıyken biri sana dokunur ve sende bana dokunma dersin. Nerden bilirsin sana dokunduğunu çünkü bedeninle hissediyorsun.
Bir şeyleri bırakmak ayrılmak gerektiğinde midenin azıcık üstündeki alanda içinde yayılan sızıyla bağların kopuşunu hissedersin
Rüzgar’ın yüzüne dokunuşuyla dirildiğini veya ürperdiğini hissedersin.
Birinin varlığıyla içinde hissettiği kıpırtılarla seni seviyorum dersin.
Bazen hiç sevmediğin biri “kaşının üstünde göz var” dediğinde öfkelenirsin. Çünkü o kişinin varlığının hissini sevmiyorsundur.
Telefonun diğer tarafındakine; şu an gözlerin mi kapalı diyorsan ve oda nasıl bildin diyorsa senin hislerin konuşuyordur. Eğer “kameramı taktırdın” diye karşındakinin ödü kopuyorsa hisleri değil zihni konuşuyordur.
Bilmekten daha önemli olan bedeni anlamaktır. Biliyorsan ve bildiğin şeyi hissetmiyorsan anlamsızlaşırsın ancak hem biliyor hem hissediyorsan kendini anlamaya başlarsın.
Hissetmek kişiye has bir frekansı yayar ve hayatla bağımız bu frekanslar aracılığıyla gelişir. Ancak hislerin frekansını sakladığını sanmak, aklın bir oyunudur. Çünkü diğerlerinin zihni, bizden aldığı frekansla değerlendirme yapar. Sözlerin ve eylemlerin hükmünü ortadan kaldırıp, frekansla olanın arkasında ki mantığı kurgulamaya çalışır. Hal böyle olunca da akıl oyunlarının biri gider, biri gelir.
Olanı anlamanın ve iç huzuru bulmanın anahtarları kendi hislerimiz – düşüncelerimiz – duygularımız – davranışlarımız doğrultusunda zihin tarafından değerlendirildiğinde hayatın akışında keyif almak mümkün. Yoksa zihnin başkalarının frekanslarıyla verdiği kararlarla aynı çıkmaz döngülerde dolanıp durabilir insan.

Seçim buradadır: ya kendi frekanslarınla önce kendinde ne olduğuna bakmak ya da başkalarının frekanslarıyla kendinde ne olduğuna dair mantık geliştirmek.

Sen hangisini seçiyorsun?

Son Eklenen Yazılar


Ben Dedim


Hissetmek


Zihin ve Karar Verme