• 0534 249 53 50

Tasarım Haritanı Edin
Ben Dedim

Olduğum kişiden, adım adım uzaklaşarak büyüdüğüm ve geliştiğim yaşlarda; kendime güvensizliği, kendimi sorgulayarak suçlu çıkarmayı ve sonrada tüm bunların bana yaşattığı hayal kırıklıklarını kalbim in derinliklerine atmam. Olmadığım bir kişiliği geliştirmeme sebep olmuştu.
Human Design yolculuğuma başlayıp olduğum kişiyi keşfettikçe, tüm bunları tek tek görmeye ve olduğum kişiyi yeniden kucaklamaya yöneldim. Olmadığım kişiye ise nasıl dönüştüğümü de rahatça gözlemleyebilir oldum.Özellikle çok iyi bir şey yaptığım veya bir şey söylediğim zaman karşılığında aldığım cevap hep “ Ben dedim” ,”ben biliyorum” gibi cevaplardı. Bu cevapların beni susturmasına ve başka bir davranışa yöneltmesine sebep oluyordum.

Kimin ne zaman dediğini veya nasıl dediğini mümkün değil hatırlayamıyordum. Nerden biliyordu, nasıl biliyordu benden başka şahit olan olmamıştı. Ben düşünmüştüm, ben yapmıştım ve yaparken kimse yanımda yoktu. Hatta yapacağımdan dahi kimsenin haberi yoktu.
Her defasında farklı farklı kişilerden hep bu cümleleri duyuyor olmak, beni kendimde bir sorun olduğuna yöneltti. Daha gizli, daha yaratıcı bir şeyler yapmak ve öğrenmek için hırslanıyordum. Başarıyordum da. Ancak kim görse kim duysa yine aynı şey oluyordu. “Ben dedim” “biliyorum” “kime dedin” “ne zaman dedin” “neden dedin” eee! Sonuç; Nalanın tüm emeği yine çöptü. Yine başkaları nasiplenip alkışı alıyordu. Nalanın ismi cismi yok oluyordu.

Daha anlaşılır olması için örnekler vereyim;

Annem ortalıkta yoktu. Bende mutfağa girip ekmek yaptım. Yaptığım ekmek çok güzel olmuştu. Kabarmasına, tadına hayran kaldım. Ve bende, takdiri hak ettim beklentisi yükseldikçe yükseldi. Annem geldi. “anne bir ekmek yaptım “ cümlesini daha bitirmeden annem bana yanıt verdi; “ Ben dedim bu fırında ekmek olur” diye. Bu cümlenin üzerine bende oluşan hayal kırıklığının hiçbir tarifi yoktu. Tüm ev halkı bayıla bayıla ekmeği yedi ve anneme teşekkürlerini sundu. Ben ise; için için ağlayarak olanları izledim. Bende bir sorun vardı, kimse beni görmüyordu ve beni umursamıyordu…
Malum; ben denedim olmadı, birde bunu deneyeyim profilinde olan biri olarak farklı farklı şeyleri deniyordum. Hiç kimsenin girmediği, görmediği alanlarımda.. Mesela yatağımda veya banyoda olan bir şeyi. Hatta bazen, sırf tepkileri görmek için olmayan şeyleri olmuş gibi anlatırdım. Ve daha cümleye başlarken “ biliyorum - biliyordum” gibi karşılıklar gelirdi. Nasıl biliyorsun, nereden biliyorsun.. Odama ne zaman geldin, banyoma kameramı koydun, hatta uydurduğum bir şeyi sen nasıl biliyorsun?
Bu aşamada da yüksek öfkeler geliştirirdim ve yine kendime olan kızgınlıklarım yükselirdi. Kendimden şüphe duymak ve diğerlerinin davranışlarına odaklanmak yerine şimdiye ve kendime odaklansam hayal kırıklıklarım ve öfkemin gelişmeyeceğini görmüş. Olmadığım kişiden çıkıp olduğum kişiye yönelebileceğimi Human Dizayn yolculuğumun ikinci ya da üçüncü yılında nihayet öğrenebilmiştim.
Ben eylemden söz ederken bana mantık öğretmeye çalışan, ben mantık paylaşırken de bana kendi eylemlerini paylaşan insanları ve bu zıtlığın içine sıkışmış aklımı anlamak beni rahatlatmıştı.
Bu cümleyi bu kadar basit bir şekilde kurabilmek neredeyse 40 yılıma mal olan bir hayat döngümün en önemli puzzle ydı.

Oysa ne zordu, ne sancılıydı o günler:

Kendimden şüpheler duyarken
Kendimi suçlarken
Kendime kızarken
İnsanlara için için öfkelenip hiddetlenirken
Kendimi değersizleştirirken
Taktir göremediğim haksızlıklara uğradığımı sandıklarıma gözyaşları dökerken
Hayal kırıklıkları ve karamsarlıklar yaşarken
Engellendiğim hissiyle her şeyden vazgeçerken/pes ederken/ öfkelenirken ve hatta hırslanırken
Ömrümü tüketen ne varsa basit bir yanılsamadan ibaretmiş….

Küçücük bir bakış açısı değişimiyle tüm puzzle parçaları yerini bulmuş ve ben olduğum kişilikle kendime görünmeye başlamıştım.
Kimse kötü değildi, kimse isteyerek beni incitmiyordu, kimse bilmediği bir şeye biliyorum demiyordu. Ortada benim kendime olan bakış açımdan başka bir sorun yoktu. 40 yılıma mal olan yanlış anlamalarım-yargılarım-suçlamalarım-şikayetlerim-savunmalarım tamamen kendime değil diğerlerinin bana olan davranışlarına odaklı bakış açımdaydı. Bakış açımı kendi tasarımıma dönüştürdüğümde her şey apaçık orta da görünüyordu.
Evet, ben eylemden söz ederken diğer herkes hala bana mantık öğretmeye çalışıyor.
Ben human dizayndan bilgileri paylaşırken diğer herkes hala ben biliyorum diyor.
Peki ne değişti?
Değişen tek şey Nalanın bakış açısı. Bakış açım değişti hayatım değişti ve iyileşti.
Değişen bakış açım neydi: diğerlerinin davranışlarına yönelik davranmayı bırakıp kendime yönelik davranışlarıma yönelmek.
Peki bu kadar basit bir farkındalık nasıl olmuştu da ömrümü tüketmişti? Çünkü olanı anlamıyordum ve anlamaya ihtiyacım vardı. Olanı her yönden ele alıyordum ve uygun bir mantık geliştiremiyordum. Sonunda human dizayn bana o mantığı vermişti. Ve ben o mantıkla sayısız deneyler yaparak kendime doğrulunu ispatlamıştım.
Baş merkezim tanımlıydı ve toplumun %71’nin Baş merkezi ise tanımsızdı. Ben, bir şeyleri düşünürken, yaparken, yaşarken daha bilinçli algıma getiremeden tanımsız baş merkezleri algılıyordu ve kendilerinin sanıyordu. O yüzden “ben dedim” “biliyorum” diyorlardı ve beni görmüyorlar umursamıyorlardı. Çünkü onların bildiğini ve dediğini yaparken haddimi bilmeyi öğrenmem gerekiyordu. Bu yapı tamamen tanımsız baş merkezine sahip kişilerin öz olmayan yapılarıydı. Olmadıkları kişilikleriyle kendilerini oldurmaya çalıştıkları yapıydı.
Hala çok faal bir şekilde bu durum hayatımda devam ediyor, ancak ben bu duruma artık stres değil motivasyon geliştiriyorum. Çünkü bana nasıl davranıldığı her kişinin kendine dair bakış açısıyla alakalı olduğunu, benimle bir alakasının olmadığını biliyorum. Ayrıca ilgilenmiyorum da. Çünkü benim olduğum kişiyi ve tasarımımı kabul etmek. Ve bu tasarıma saygı duymaya yönelmem gerekiyor.
Yoksa hiçbir aktif kapısı bulunmayan ego kalp merkezimle saygı/değer arayışında yine hiçbir aktif kapısı bulunmayan boğaz merkezimle herkesin ilgisini çekmeye, tanımsız solarpleksusum ile yüzleşmekten kaçmaya beni yönlendiren zihnimin tutsağı olurum.
İki açık bir Tanımsız merkezimden zihnimin gördüğü koşullanmalarla olmadığım kişi olarak; yıllarımı harcamış olsam da. Hala zihnimin dolanmayı sevdiği bu üç tanımsız merkezimle bilgeleşmeyi ve tanımlı merkezlerimle tasarlandığım kişiyi sevmeyi öğreniyorum.

Son Eklenen Yazılar


Ben Dedim


Hissetmek


Zihin ve Karar Verme